Bir gün gelip böyle bir yazı yazacağını düşünmüyor insan hiç… Her şey o eski günlerdeki gibi şen şakrak, makara, komik ve masum kalacak zannediyor.

2003 civarları

Ama gün geliyor böyle bir haber alıyorsunuz.

Lise sıralarında akla hayale gelmeyecek saçmalıkta eğlenceli yıllar geçirdiğiniz, yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen, kalbi de boyu kadar büyük bir insanın dünyayı çok ama çok erken bir yaşta terk ettiğini öğreniyorsunuz birdenbire.

Bu haberi insan kafasında anlamlandırmakta zorlanıyor. Nasıl olur da böyle iyi bir insan, işinde gücünde ailesiyle meşgul bir insan dünyayı bu kadar erken terk edebilir? Neden o seçildi? Yakınları olarak şimdi bizim bu gerçekle ne yapmamız gerekiyor?

Hani bazı olaylar vardır, böyle gelir tüm duygusal bariyerlerinizden sıyrılarak geçer, bam telinize dokunur ya. İşte bu olay da böyleydi benim için. Üzerine çok fazla düşünmeme, hayatı sorgulamama sebep oldu. Serhat’ı, yaşadığı hayatı, ne kadar parlak bir kariyeri olduğunu, geride bıraktıklarını düşündüm. Dünyalar tatlısı kızını düşündüm. Yalan yok biraz ağladım da hatta bunları düşününce. Hayatta neyin önemli neyin önemsiz olduğunu tekrar baştan gözden geçirmeme ve yeni baştan tasniflememe sebep oldu.

Serhat, Lise grubumuzda bizim katalizörümüz gibiydi. Biz zaten son derece haşarı ve bela çıkaran cinsten çocuklardık. Serhat bizim kadar başını belaya sokan ve yaramaz bir öğrenci değildi ama bizim neşemize de her zaman katılır, bizi bir tutkal gibi birbirimize bağlardı, hatta perde arkasından bizi fişteklediği bile olurdu. Bu özelliği benim çok hoşuma giderdi, sanki kontrollü bir kaosu yönetir gibi.

Serhat’ın yeri o yüzden grubumuzda özeldi. Corrupt edemediğimiz ama yine de bizden bir parça olan bir dev adam. Parlak basketbol kariyeri ise zaten hayranlığımızı bir kat daha artırırdı. “Şu 2 metre boyu olan basketçi çocuk” dediğin zaman herkes bilirdi onu okulda.

Lise 1’den sonra alan seçimleri zamanı geldiğinde, TM yerine MF seçmeye ikna etmiştik Serhat’ı, sırf sınıfımızdan ayrılmasın diye. Sağ olsun o da bizi kırmamıştı.

Bize kompetitif Starcraft kültürünü aşılayan oydu. Onun sayesinde patates bir Starcraft oyuncusu olmaktan çıkıp giriş seviyesi bir Gosu kadar iyi oynar hale gelmiştik. Bize APM kavramını falan hep o öğretmişti. Okulu asıp asıp Starcraft turnuvası yapardık aramızda. Bir keresinde (zaten sadece 1 kere başarabildim bunu) Protoss rush ile Serhat’ın base’i aldığımda ne kadar çok sevindiğimi hatırlıyorum, Serhat’ı yenmek kolay iş değildi.

Sadece Starcraft değil, yaptığı diğer tüm işlerde de işin detaylarına hakim olmayı sever, kompetansını en uç noktaya kadar taşımayı isterdi. Alanı olan spor bilimlerinde akademik bilgileri tarar, işini daha iyi nasıl yapabileceğini hiç durmadan araştırırdı.

Liseden mezun olduktan sonra herkes kendi hayat mücadelesine dağıldı, köşesine çekildi tabi, doğal olarak da eskisi kadar görüşemez olduk. Ama hep birbirimizden haberdar olduk ve onun başarılarıyla hep uzaktan da olsa övündük.

Sonra Gözde ile tanıştılar, neşeli grubumuzun bir parçası oldu o da. Onun da bir müzisyen olarak başarıları Serhat’tan aşağı kalır değildi, dinlemeye gitmiştik Özge ile beraber.

Birbirimizin düğünlerinde de yine mevcuttuk, göbek attık karşılıklı, eğlendik.

2013
2018

İrtibatı kesmedik, birlikte eğlenmeye devam ettik hep.

Sonra biz Hollanda’ya, o oraya, bu buraya taşındı gitti etti. Eskisi kadar sık görüşemesek, hatta uzun süredir hiç görüşemesek de hep birbirimize uzaktan bağlıydık yine eskisi gibi.

Derken bu haber… Sanki karın boşluğuma bir yumruk indirmişler gibi. Apansızca.

Daha fazla uzatmanın da anlamı yok, çünkü bu olanları değiştirmiyor maalesef, acıyı da azaltmıyor. Amacım sadece onunla geçirdiğimiz acı tatlı günleri anıp, ona saygı ve sevgimi bu yazıda toplamaktı.

Seni özleyeceğiz Serhat’ım… Yattığın yer incitmesin.

Kategoriler: Hayat

DT

Random word generator.

0 yorum

Bir yanıt yazın

Avatar yer tutucu

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir